Âşık olmak asla sorun olmamıştı.Ama zamanlama… İşte o bambaşka bir hikâyeydi. Brecks Kennedy yıllarını kendi hayat hikâyesini yazarak geçirmişti ama bir türlü kapanmayan bir bölüm vardı: Jamie Shaw. Her şey bir koşu, sakar bir çarpışma ve aniden filizlenen bir hoşlanma hissiyle başlamıştı. Ancak Brecks’in kalbi heyecanla çarparken Jamie’nin gözleri onun yerine en yakın arkadaşını bulmuştu. Böylece Brecks, hoşlandığı çocukla yalnızca yakın arkadaş olmak zorunda kalmıştı. Ama aralarındaki bağ, ne kadar karşı koymaya çalışırlarsa çalışsınlar… inkâr edilemeyecek kadar güçlüydü.Üniversite kampüsleri, tesadüfi karşılaşmalar ve baş başa geçirilen kısa anlar arasında kader, hiç beklemedikleri zamanlarda onları yeniden bir araya getirmenin bir yolunu hep buluyordu. Brecks ve Jamie duygularıyla ve onları birbirinden uzak tutan seçimlerle boğuşurken, yıllardır hep yanı başlarında duran ama bir türlü ulaşamadıkları aşk uğruna sonunda her şeyi riske atmaya hazır olup olmadıklarına karar vermek zorundalardı. Çünkü bazen aşk doğru kişiyi bulmaktan ibaret değildi, her şeyin yerli yerine oturduğu o doğru anı beklemekti.Peki ya o an hiç gelmezse ne olacaktı?