Fatih, koca ovaya doğru avazı çıktığı kadar "Babaa!" diye bağırdı. Sesi, ay bulaşığı karanlığı yırtarak dalga dalga yayıldı. Anası Muazzez Hanım, "Hasaan! Neredesin?" diye haykırdı. Bu haykırış, koca ovayı bin pareye böldü. Her parede binlerce çaresizlik filizlendi, Salih ise sessizce onları izliyordu. Başındaki kırmızı şapkasının altından taşan saçlarına karanlık bulaşmıştı. Sırtındaki siyah ceketinin altında küçüldükçe küçülmüş, kaybolmuştu adeta. "Baba!" diye seslenemedi bile. Yaşadığı endişe ve korku; ay ışığının vurduğu, kirli sakallı suratının en ince kıvrımlarına kadar sinmişti. Düştüğü dipsiz, karanlık kuyulardan çıkmak için abisinin ve anasının ay ışığı altında uzayıp giden gölgelerine tutunmak, onlardan güç almak istiyordu. Orhun Veli Batu, Gamaz Hasan adlı uzun hikâyesinde; Taşköprü'nün Karşı köyünde yaşayan ve sosyal medya aracılığıyla herkesin sevgilisi hâline gelmiş bir adamın, sürüsüyle dağa çıktığı bir gün geri dönmeyişini anlatıyor. Gamaz Hasan'a ne olmuştur? Oğul Fatih, bu sorunun cevabını bulmak için gecenin bir vakti kardeşi ve annesiyle birlikte yollara düşer. Zaman daralır, yollar uzar ...