Kadınlarla erkekler arasındaki ilişki yalnızca farklı toplumsal konumların ilişkisi midir, yoksa çıkarları çatışan iki toplumsal sınıfın ilişkisi mi? Patriyarka kapitalizmin bir sonucu mudur, yoksa kendi dinamikleri ve maddi temelleri olan bir egemenlik sistemi mi? Annelik, bakım ve yeniden üretim gerçekten "doğal" süreçler olarak mı düşünülmelidir?Cinsiyet Sınıfları, çağdaş feminist kuramın en temel tartışmalarını bu sorular etrafında yeniden açıyor; patriyarkayı kapitalizme indirgemeyen, patriyarka, kapitalizm ve ırkçılığı birbirini karşılıklı olarak şekillendiren maddi toplumsal ilişkiler olarak ele alan güçlü bir teorik çerçeve sunuyor.Kitap, ev içi emeğin sömürüsünden cinsiyet sınıfları kavramına, zorunlu annelikten çocuk üretimine, mili tarizmden küreselleşmeye kadar uzanan geniş bir alanda kadınların ezilmesini yeniden düşünmeye çağırı yor. Kadınlarla erkekler arasındaki ilişkinin yalnızca kimlikler ya da kültürel farklılıklar üzerinden değil,çatışan kolektif çıkarlar ekseninde de okunabileceğini savunan bu yaklaşım, günümüz feminist tartışmalarına önemli bir müdahale niteliği taşıyor.Patriyarka, kapitalizm ve ırkçılık arasındaki karmaşık ilişkileri yeniden düşünmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir başvuru kitabı.