Doğa sömürülürken kadın da sessizleştirildi. Peki bu tesadüf müydü?Ekofeminist felsefe, bu soruya “hayır” cevabıyla başlar. Kadınların doğayla, toprağınbilgisiyle, çevresel adaletle kurduğu ilişkiyi bir düşünce zeminine taşıyan bu çalışma;ekolojik yıkımın patriyarkal düzenle nasıl iç içe geçtiğini sorguluyor.Bu kitap, doğa ve kadın üzerindeki tahakkümün ortak köklerine iniyor; sadece teorikdeğil, aynı zamanda yaşamsal bir direniş hattı sunuyor.Carolyn Merchant’tan Val Plumwood’a, Vandana Shiva’dan yerli kadınmücadelelerine kadar uzanan ekofeminist seslerin izinde ilerlerken, okuru yalnızcadüşünmeye değil, dönüşmeye de davet ediyor.Ekofeminist Felsefe, doğaya ve yaşama adanmış, adalet arayışını hem bedeniylehem dünyayla kurduğu ilişkide taşıyan herkes için güçlü bir çağrı.