Kaybetmeyi iyi bilirim. Yalnızlığı da. İhaneti, sevgisizliği, terk edilmeyi de… Bunları yıllarca yazdım. Belki de bu yüzden, yazdıklarımın bir yerinde kendini bulan çok insan oldu. Ama insanın hikâyesi, kırıldığı yerde bitmiyor. Bazen en umutsuz olduğunu düşündüğün yerde, hayat sana hiç beklemediğin bir kapı açıyor. Yeniden sevebiliyor, güvenebiliyor, yıllardır kapalı tuttuğun kalbini birinin yanında hiç düşünmeden açabiliyorsun. Bu kitap da biraz bunun hikâyesi. Bekleyenlerin, vazgeçmek üzere olanların, yeniden başlayanların ve bütün yaşadıklarına rağmen kalbinde hâlâ umudunu koruyanların hikâyesi. Belki sen de bekliyorsun. Birini… Bir cevabı… Ya da hayatının bir gün biraz olsun değişmesini. Sana mutlu olmayı anlatmıyorum; bunca yaşanmışlığa rağmen insanın hâlâ mutlu olabileceğini anlatıyorum. Çünkü bazen doğru insan geldiğinde hayatına sadece bir insan girmez. Güvenmeyi yeniden öğrenirsin. Huzuru bulursun. Bir yere değil, birine ait hissedersin. Ve bir gün anlarsın ki yıllardır aradığın “ev” bir yer değilmiş; yanında kendin olabildiğin bir insanmış. Sonra dönüp yaşadıklarına bakarsın. Kaybettiklerine, sustuklarına, beklediklerine… Ve ilk kez “Neden?” diye sormazsın. İçinden sadece şunu geçirirsin: Bana Bir Aşk Borçluydu Hayat.