Görmezden gelmek, normalleştirmek, hatta inkâr ederek kurtulmak… Kültürel-yeni ırkçılık, yalnızca farkında olmadan üretilen bir olgu değil; çoğu zaman bilinçli stratejilerle şekillenen, medya içerikleriyle dolaşıma sokulan, gündelik dile eklenen ve genellikle cezasızlıkla pekiştirilen bir yapıdır. Bu kitap, Türkiye bağlamında kültürel-yeni ırkçılığın nasıl üretildiğini; medya söylemleri ve gündelik dil pratikleri üzerinden nasıl meşrulaştırıldığını eleştirel bir bakışla ele alıyor. Haber çerçeveleri, görsel temsiller, dil oyunları ve örtük ima stratejileriyle ayrımcı söylemler nasıl inşa ediliyor? Hangi figürler öne çıkarılıyor, kimler sistematik olarak görünmez kılınıyor? Yeni ırkçılık, kendini nasıl doğallaştırarak varlığını sürdürüyor? Kitapta, özellikle azınlıklaştırılan kesimlere yönelik medya dilinin ve söyleminin nasıl yapılandığını ortaya koyan ayrıntılı söylem ve dil analizlerine yer veriliyor. Medyanın, siyaset söyleminin ve toplumsal yapıların iç içe geçtiği bu süreçte; kültürel-yeni ırkçılığı üretenlerin kullandığı yöntemleri ve başvurduğu mekanizmaları çözümleyen bu kitap, ayrımcılığın günümüzde hangi biçimlerde devam ettiğini görünür kılmayı amaçlıyor. Hangi kelimeler, hangi imgeler, hangi anlatılar ayrımcılığı yeniden üretiyor ve ona meşruiyet kazandırıyor? Medyada maruz kaldığımız, siyasette tekrar edilen, gündelik hayatta sıradanlaştırılan ırkçı pratikler aslında neyin parçası? Bu kitap, yalnızca akademik bir çalışma değil; ötekileştirici söylemlerin nasıl üretildiğini ve sürdürüldüğünü görmek isteyen herkes için bir davet...
Tanıtım Metni